Organik Üretim ve Beslenme


İnsanoğlunun çevresine dikkat etmemesinden kaynaklanan rahatsızlıklar gittikçe artıyor. 7 Nisan 1990 tarihinde dünya sağlık örgütü Genel direktörü Dr. Hiroshi Nakajima’ nın söylediği gibi; Dünya bedelini insan sağlığı ile ödeyeceği çevre kirlenmesine doğru yönelmiş durumda Dünyada büyük doğal felaketlerin sayısı 60’lı yıllardan bu yana nerdeyse üç katına çıktı. Dünya ekolojik felaketler ve iklim dengesizlikleri ile sarsılıyor.

Sel, kuraklık, çoraklaşma, toprak kaymaları gibi. 1998 yılında tüm dünyada yaşanan doğal afetlerin Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 60’ı kadar zarara neden olduğu hesaplanmıştır. Bu felaketler, Dünyada yaşama kılavuzuna uymadığımız için ve bu uyumu sağlayan ekolojik sistem ve denge bozulması nedeniyle meydana geliyor.

Kirliliğin durumu ekolojik sistemin bozulması hava, su ve toprak kirlilikleri ile doğrudan bağlantılı. Toprak yitimi yetersiz beslenme sorununu gündeme getirirken, toprak kirlenmesi beslediğimizi sandığımız insanların yavaş yavaş zehirlenmesine yol açıyor ve toplum sağlığını ciddi bir biçimde tehdit ediyor. Çevre kirleticileri eko-sistemlerin karşılıklı bağımlılığı ve rüzgâr, yağmur gibi hava hareketleri toprak ve suyun geçirgenliği nedeniyle son derece geniş alanlara yayılıyor ve çok değişik biçimlerde etkisini gösteriyor. Kimyasal gübre, tarımsal ilaç gibi etmenlerce kirlenen toprak ve su bilinçsiz sanayileşme ve araba egzozlarından çıkan kurşunla kirlenen hava tüm canlıları etkilediği gibi, kirliliği oluşturan maddeler de besin yoluyla insan vücudunda yeraltı ve maden sularında yoğun miktarda kimyasal madde kalıntısı birikmesi insan vücudunda çeşitli olumsuzluklara yol açıyor. Bunlar arasında kanın oksijen taşıma kabiliyetinin azalması ve kanserojen etkisi bulunuyor.

Fosforlu gübre üretiminde kullanılan florun üretim sırasında suya ve havaya verilmesinin hayvanlar üzerinde ölüme varan etkileri oluyor. Florun büyükbaş hayvanlardaki etkileri, diş ve kemiklerin yumuşamasıyla başlayıp hayvanın iyice zayıflaması, deride sertleşme, tüylerde kuruma ve kemiklerin kırılmasıyla devam ediyor. Tarımsal ilaçların yarattığı çevre kirliliği ve besin zinciri yoluyla tüm canlılara ulaşabilen tehlike araştırmacıları alternatif üretim tarzı arayışlara itiyor. Bu anlamda ekolojik tarım uygulamaları, önemli bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

Doğayı koruma yolunda çaba göstermek bir fantezi değildir, öyleyse ekolojik üretimde bir fantezi değildir.

DENGELİ BİR SAĞLIK İÇİN GEREKLİ MİNERALLER ANCAK TARIMDA TAMAMEN DOĞAL EKOLOJİK YÖNTEMLERİN KULLANILMASI İLE OLUR.